Grev dersleri: Sorular ve cevaplar…

Nerede bir grev çadırı varsa gidin oturun destekleyin, çaylarını için halaya durun. Olmadı sağa sola anlatın, dayanışma gösterin, imkânınız varsa boykotu örgütleyin.

“Batı Pennsylvania’da Johnstown’da çelik işçileri büyük bir grev yaptı. İşverenler, işçi direnişini kıran ve epey işe yarayan yeni bir yöntem denedi. Hem de fedai mangalarına ve şiddete başvurmadan. Bu kaba yöntem artık işe yaramıyordu; fakat propagandanın daha etkili ve zarif yolları vardı. Parlak fikir, halkı, grevcilerin topluma ve ortak çıkarlara zarar veren bozguncular olduğuna inandırmanın yollarını bularak onların aleyhine döndürmekti…”
Medya Düzeni, Noam Chomsky

11 Ocak itibari ile İZBAN olarak bilinen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir Metro A.Ş.’deki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. 449 personeli ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde taraflar ‘yüzde 25 zam’ konusunda uzlaşmaya vardı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin Türk-İş’e bağlı Demiryol-İş Sendikası İzmir Şubesi yöneticileri ile gerçekleştirdiği toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde seyyanen 700’er TL ve 106 gün ikramiye konusunda da anlaşılarak Toplu İş Sözleşmesi’ne imzalar atıldı.

HER İSTEYEN HER İŞYERİNDE GREV YAPABİLİR Mİ?

Bir işyerinde grev olabilmesi için öncelikle o iş yerinde işçilerin yarıdan bir fazlası aynı sendikaya üye olmalı ve o sendika çalışma bakanlığından yetkiyi almalıdır. Yetkiyi alan sendika işvereni görüşmeye çağırır. Önceden toplu sözleşme yapılmış ise toplu iş sözleşme süreci herkes tarafından bilinmektedir. Belirlenen yer ve tarih zamanında görüşmeler başlar. Bu görüşmeler en fazla 60 gün sürebilir. Anlaşma sağlanırsa bir sorun yok. Ama anlaşma sağlanmamışsa artık grev telaffuz edilebilir hale gelmiştir. Uyuşmazlık metni yetkili makama iletilir. Daha sonra bir uzlaşma heyeti tayin edilir ve 15 gün içinde tarafları uzlaştırmayı dener. Yine uzlaşma sağlanamadıysa tarafların isteği üzerine bu süreç bir 6 gün daha uzatılabilir. Bu süreç sonunda (15+6 ) günün sonunda üç gün içinde uzlaşma heyeti taraflara durumu tebliğ eder. Yetkili sendika 60 gün içinde grev kararı alır ve hem işçilere hem karşı tarafa hem de halka durumu ilan eder.

Grev kararı alındıktan sonra 6 gün içinde grev oylaması kararı alınır ve grev oylaması yapılır. Eğer işçilerin çoğu grev yapmak yönünde oy kullanmazsa gev yapılmaz. Eğer grev yönünde karar çıkarsa tekrar işverenle bir görüşme başlar ve 15 günlük bir süreç daha yaşanır. Hâlâ uzlaşma yoksa grev oylamasından itibaren 60 gün içinde grev tarihi alınır. Grev tarihi 6 gün öncesinde işverene bildirilir.

Bu kadar uzun bir süreçtir grev süreci…

Bunu niye mi diyoruz? Bazı aklı yayalar her grevin ardından komplo vb söylemleri üretiyor, “Bu süreçte grevin olması tesadüf mü?” diye. Hayır, tesadüf olan, grevin başladığı günlerde yaşanan siyasi süreçlerin grev zamanına denk gelmesidir!

GREV İNSANLARI MAĞDUR ETMEK İÇİN Mİ YAPILIR?

Aslında grevin adı bile patronlar için ürkütücüdür. Çünkü grev varsa üretim durur ve kâr oranı düşer. Malını yetiştiremez. Geçtiğimiz yıl grev ilanı asıldıktan sonra işçilerin taleplerini kabul etmek durumunda kalan iş yerleri ile karşılaştık. Grevin adı bile yetmişti

İzmit ve Adapazarı’ndaki Goodyear, Brisa ve Pirelli lastik fabrikalarında 14 gündür süren ve 4 bin işçiyi ilgilendiren grev, Avcılar’da Gripin işçilerin greve çıkması… Öyle ki Konya’da bulunan Sağlan Kale Umumi işyerinde Nakliyat-İş’e üye işçilerin talepleri grevin ilk iki saatinde kabul edildi. Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde faaliyet gösteren Tatmetal Çelik A.Ş.’de grev işçilerin kazanımı ile sonuçlandı… Örnekler çoğaltılabilir…

Tabii özel işletmelerde grev süreci patronu zorlarken kamuda bu iş pek böyle olmuyor. Grev sonucu olan zarar, kamu kaynakları ile karşılandığı için kamu yöneticileri uzlaşma konusunda pek de tutarlı, istekli davranmıyor. İZBAN grevi yaklaşık 400 bin insanı etkilerken sorumlular suçu ha bire işçilere attı.

Aliağa Selçuk arasında 40 istasyonla 136 km bir hatta işleyen İZBAN’da yaklaşık günde 400 bin yolcu taşınırken oluşan görev zararı işçilerin taleplerinin oldukça ötesine geçmişti. Öyle ki Demiryol İş subesinin hesabına göre İZBAN’ın 6 günlük görev zararı işçilerin bir yıllık taleplerine denk düşüyor.

Kamu hizmetlerini yürüten kurumlar çeşitli taşeronluk ilişkileri ile hizmet yürütürken, vatandaş memnuniyeti yanında işçilerin de memnuniyetini sağlamak zorundadır. Kamu ya da özel sektör, fark etmez, işçiler her zaman haklıdır. Kamu kaynaklarını yağmalamıyorlar, yağmalayanlar usulsüz ihaleler dağıtan, garip sponsorluk ilişkileri geliştiren, üstelik hiç uğraşı olmayan alanlarda faaliyet yürütmeye çalışan kamu yetkilileridir.

Yüzdelik zamlara maruz kalan işçiler kimseyi mağdur etmiyorlar, asıl mağdur kendileridir emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Bugün grev yapan işçiyi sırf konforlu ulaşım hizmeti alamadı diye küçümseyen onun bunun taşeronu diyen zat önce kendi vergisinin nereye harcandığının hesabını sormalı, sorsun.

GREVİ KIRMAK, GREVİN KIRILMASINI TEŞVİK ETMEK EN ADİ SUÇ MUDUR?

Grev gözcülüğü tamamen anayasal bir süreçtir ve grevin yürütülmesinden sorumludur. Oysa bizzat işveren tarafından grev kırılmaya çalışılır.

İzmir halkı Tarık Akan’ın ‘Grev Haktır’ grev gözcüsü önlüğü ile olan fotoğraflarına alışıktır. Yine Tayyip Erdoğan bile gençliğinde bu önlüğü giymiştir. Bu önlük onurdur. Onlarca ailenin ekmek mücadelesinin sonucu, onun grev alanındaki tutumuna bağlıdır.

PEKİ İZBAN’DA GREV NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Aylar öncesinden grevin olacağı belli olmasına rağmen anlaşma konusunda hiç çaba sarf etmeyenler grevi kırmak için her yolu denediler. Önce TCDD emekli makinistleri getirip dört tren seti ile sabah ve akşam seferleri yaparak grevi kırmayı denedi. Mahkeme, taşeronlar tarafından sefer yapılmasının iş güvenliği açısından tehlikeli olduğunu belirterek bu seferleri durdurdu.

Belediye ise kendisine bağlı Eshot, İzulaş ve İzdeniz’e bağlı araçları kullanarak grevin önüne geçmeye çalıştı. Ama nafile işçilerin kararlılığı her şeyin ötesindedir.

GREV SİYASİ MİDİR?

Meclis Başkanı’nın, “Seçimler siyasi faaliyet değildir” dediği bir dönemde grev niye siyasi faaliyet olsun ki?! Grev bir hak alma mücadelesidir. İşçinin son çabasıdır. Düşük ücrete, ayrımcılığa karşı, iş güvenliği ve sağlığı, insanca bir yaşam için verdiği son mücadeledir. Nerede bir grev çadırı varsa gidin oturun destekleyin, çaylarını için halaya durun. Olmadı sağa sola anlatın, dayanışma gösterin, imkânınız varsa boykotu örgütleyin.

Greve ‘siyasi’ yakıştırmasını yapan patrondur. Böyle yaparak işçileri birbirine düşürür. Birliğini bozar. Her patron işçilerin örgütlülüğünden korkar.

İZBAN’da ise olan, “Yerel seçim öncesi CHP’li belediyeye karşı bir algı oluşturuluyor” kampanyası yürütülmesiydi. Yukarıda da değindik, grevin yerel seçime gelmesi tesadüf değil, tesadüf olan yerel seçimin greve denk gelmesidir. Madem böyle korkunuz var işçilere hakkını vereceksiniz.

Ama illa siyasidir diyecekseniz siyasidir. Grev esnasında işçiler kimin kim olduğunu görür. Kimler grevi destekler, kimler kırar, kimler destek ziyaretine gelir. Sahi ana omurgası CHP’li belediyelerde çalışan işçilerin delege pazarlığı üzerine seçilen DİSK ve Genel-İş işçileri ziyaret etmiş midir? Yoksa grev esnasında grevin karşısında yer alan Aziz Kocaoğlu’nu mu ziyaret etmişlerdir?

Kısaca her grev siyasi içerik taşır çünkü bir okuldur. İşçi, sınıfını fark eder. Yoksa hangi durumlarda öğrenebiliriz Gebze kaymakamının tehlike oluşturduğu gerekçesi ile FLORMAR önünde direnişte olan kadın emekçilerin ısınmak için yaktıkları sobaların yasaklamasını. Kolluk güçlerinin kimden yana, medyanın nasıl patronu akladığı haberlerini.
Öte yandan, sırf siyasi grev de ilan edilebilir. Umarız o günlere tez zamanda kavuşur, genel grev ile 15-16 Haziran’ın büyük madenci yürüyüşünün izinden, emeklilik reformuna karşı görkemli direnişin, “Çankaya’nın şişmanı işçilerin düşmanı” sloganlarının günlerine dönebiliriz. Çok da zor değil sadece kuşanmak gerek anlımızdaki asil terin gücünü.

İŞÇİLER YÜKSEK ÜCRET Mİ TALEP EDER?

Bu efsanedir. TÜİK rakamları, enflasyon oranları bellidir. Kimine göre yüksek olan ücretler kimilerine göre düşüktür. İşçinin ücretine bakmak cambaza bak oyunudur. 2200 -2500 TL ücret alan İZBAN işçisi yüzde 25 zamma imza atmıştır. Enflasyon kaç oranında, söylemeye gerek var mı? Pazarda patates 4, pırasa 4 lira. Ispanak 8,5!
Sefalet koşullarında yaşayan milyonlarız ve bu rakamlar bazılarına göre imrenilecek rakamlar olabilir. Yoksul mahallerinde yaşadığımız için zengin semtlerinde villalarda yaşayanlardan haberimiz yok. Sahi onlar ne kadar ücret alıyor? Abdülhamit dizisinde oynayanlar, kamu kurumlarına atanmış hiçbir sıfatı olmayıp yönetim kurulu üyeliklerinden gelir elde edenler? Milletvekilleri, müteahhitler, ihale kapanlar verenler komisyoncular sahi ne kadar kazanıyordur?

Bu arada vergi yine bizim sırtımızda. Siz hiç işçiye teşvik verildiğini gördünüz mü? Ah bir Kobi sahibi olsaydık ne teşvikler, ne vergi indirimleri, ne kolaylıklar!..

Düşük ücret bir sorundur ve bu sorunu ancak birleşerek örgütlenerek, Suriyeli ya da Orta Asyalı kardeşimizle el ele vererek aşabiliriz. Herkese yoksulluk sınırının üstünde bir ücret vazgeçmeyeceğimiz talep. Bu arada ücreti hükümetin değil, emek örgütlerinin belirleyeceği komisyon tespit etmelidir.

GREV YASAKLANABİLİR Mİ?

Tabii ki. Hükümet kimdir? Sonuçta her devlet nihayetinde bir sınıf diktatörlüğünün aygıtıdır. Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev genel sağlığı veya milli güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu uyuşmazlıkta grevi bir kararname ile 60 gün süre ile erteleyebilir. Metal grevi, Şişecam grevi, Soda grevi milli güvenliğe aykırı ilan edildi, bakanlar kurulu kararı ile. OHAL ne için ilan edilmişti? İZBAN grevi de üzerine her iki parti tarafından yapılan onca polemikten sonra otuzuncu gününde Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla iptal edildi.

İŞÇİLER GREVE GÜLE OYNAYARAK HALAYLAR İLE Mİ ÇIKAR?

Görünüşte öyledir. İşçi morallidir. Grev aşamasına gelene kadar çok badire atlatmıştır. Grevin ilk günü, ikinci günü gelen çok olur; dayanışmalar, sizinleyiz, aslansınız yaşasın dayanışmamız tam bir şenlik.

Ya sonrası? O biraz da bize bağlı. İşçi işçiyle dayanışmalı. Grev dayanışma komiteleri oluşturmak gerek, destek olmak gerek.

İşçi greve çıkarken kafasında onca sorun var. “Acaba ne olacak? Kazanılacak mı? Lokavt mı ilan edilecek? Sendika yeterince destek olacak mı?” Uzun sürerse ücret alamayacak. Yevmiyesi kesilecek. Ödemeleri duracak. Borç artacak. “Bir ayın sonunda sendika grev sandığından para ödeyecek mi? Öderse ne kadar öder?”

Bu ülke sırf işçilere grev fonundan ödeme yapmamak için 29. gününde biten grevleri de yaşamıştır! Soğukta bekleyecek, polisin zorunu görecek…

Ama yine de yaşasın grev!

Belki İlginizi Çeker

0 yorum