İmamoğlu kimdir?

İşçilerin ve yoksulların kurtuluşu, İmamoğlu ve CHP’nin sandık güdümlü, patron dostu, emperyalizmle barışık programında değil, bizim mücadeleci, kitlelerin öz gücüne güvenen, devrimci ve işçi sınıflı merkezli programımızdadır.

Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri AKP’nin hezimetiyle sonuçlandı ve bu sonuç işçi sınıfımız için olumlu koşullar yaratmıştır. Dizginsiz iktidarın meşruiyeti yara almıştır. AKP önümüzdeki süreçte ekonomik krizin yükünü emekçilerin sırtına yükleme konusunda rahat davranamayacaktır. Demokratik hak ve özgürlükler için daha yüksek sesle mücadele vermenin zemini güçlenmiştir. Ne var ki, bu seçim süreci bir tehdidi de beraberinde getirmektedir: CHP ve İmamoğlu yanılsaması…

Ekrem İmamoğlu ‘uzlaşmacı’ üslubuyla, iktidarın kullandığı edepsiz dile karşı bir ‘can simidi’ gibi göründü. Halkın önemli bir kesiminin teveccühünü kazandı. Fakat burada bir tuzak var. Zira Ekrem İmamoğlu İstanbul’dan başlayan yolculuğunu cumhurbaşkanlığına ilerletme iradesini ilk andan beri ortaya koyuyor. İmamoğlu’nun talip olduğu görev, burjuva devletini mevcuttan daha iyi idare etme görevidir. İmamoğlu burjuva devletinin yükselen yıldızı olmaya namzettir. Kendisi de bir patrondur. Talip olduğu rol, sınıfsal konumu, partisi ve siyasetleri itibarıyla bizim sınıfımıza yabancıdır, dahası düşmandır. İşçi sınıfımız ve yoksul halkımız bunu aklından asla çıkarmamalıdır.

Peki, her şeye rağmen niye İmamoğlu için oy kullandık? Niye sandığa gitmeme ya da ‘boykot’ gibi bir tutumu benimsemedik?

Çünkü AKP ve müttefiki MHP’nin ittifakında vücut bulan İslamcı-faşist iktidar bloğuna karşı bir ‘eylem’ olarak önümüzde sadece bu seçenek vardı. Tüm bir sosyalist sol olarak sokakta büyük bir kitlesel hareket örgütleyebilme güç ve örgütlülüğünden uzak olduğumuz sır değil. O yüzden, bu seçimde AKP’nin yenilgisini esas aldık. Doğru tutum buydu.

Ama hepsi bu kadar.

Şimdi acil gündemimiz AKP’ye karşı yükselen öfkenin, öfke de değil, nefretin örgütlenmesidir. Bu tarihsel bir momenttir.

Uzlaşmacı İmamoğlu ve onun CHP’si bu görevin yanında değil karşısındadır. İşçilerin ve yoksulların kurtuluşu, onların sandık güdümlü, patron dostu, emperyalizmle barışık programında değil, bizim mücadeleci, kitlelerin öz gücüne güvenen, devrimci ve işçi sınıflı merkezli programımızdadır.

Tüm sınıf kardeşlerimiz İmamoğlu rüyasından uyanmalı ve çok yakında iflas edecek ekonominin sonuçlarına karşı safa girmelidir. Gün, sosyalist seçeneği güçlendirme günüdür.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum