İşçiyi Sevmiyorsanız İşi Bırakın! Torunlarınızı Sevin!

“Ama suç bizde! Biz konuşturuyoruz bunları başımızda…”

Nihayet asgari ücret açıklandı. Türk İş Başkanı Ergün Atalay; açlık sınırı olarak belirlenen net 1893 lira teklifinde bulunmuştu. İyimser bir beklenti yaratsa da sonuç başkanın istediği gibi olmadı. 1603 lira olarak açıklandı. Ama başkan Ergün Atalay sonrasında öyle bir açıklama yaptı ki ne işçiye ne de hükümete yaranabildi.

Sendika Başkanı, “Yapacak bir şey yok” dedi, topu taca attı. “Asgari ücret kabul edilebilir değil ama hayırlı olsun demekten başka bir şey yapamayız.”

Yapacak bir şeyiniz yoksa, kabul edilebilir de değilse istifa edin, ayrıcalıklarınızı bırakın ve sevdikleriniz ile vakit geçirin. Mücadele kaçkını tutumunuza bakılırsa işçileri ve onların haklarını savunmaktan zevk almadığınız belli.

Peki, Cumhurbaşkanı ne diyor asgari ücreti beğenmeyenlere? “Dün açıklanan asgari ücreti beyefendiler beğenmiyor. Şimdi ben milletime söylüyorum, 2002 yılında hükümete geldiğimizde asgari ücret 184 liraydı. Biz bunu geçen yıl 1404’e çıkarmıştık. Şimdi ise 14,3 artışla 1603 liraya çıktı. Eline diline dursun ya, nereden nereye!”

Rahatsızlığı gidermek için devreye Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu devreye girdi ve utanmadan kameralar önünde asgari ücretli işçinin 42 maaşı ile araba alacağını söyledi. 42 maaş tam 3,5 yıl 1277 gün yapıyor. Tıpkı, “Tuvalet ücreti 1 milyondu, şimdi ülkeyi nereden nereye getirdik” açıklaması gibi.

Peki, başbakan yardımcısı Hakan Çavuşoğlu aldığı maaşın 9,5 asgari ücret ettiğini biliyor mu? Kendisinin aynı arabayı almak için aç susuz kaç ay beklemesi gerekiyor?

Ama suç bizde! Biz konuşturuyoruz bunları başımızda. Asgari ücret öncesinde her şeye laf yetiştiren bizler, asgari ücreti gündeme taşımak için öncesinde bir araya gelip kampanya yapamadığımız, yapmaya çalışanlara yüz vermediğimiz için. Sonrasında konuşmak haliyle  kolay.

Bir diğer müjde ise taşeron işçi yasası idi. KHK’sı diyelim. Tartışmaları işçinin gözünden kulağından tepkisinden kaçırmak için KHK ile düzenleme yoluna gidildi. Hayırlı olsun diyelim. Ama yetmez. Anlamadığımız bir iki şey var…

Bİr: İşçinin taşeronda çalıştırıldığı döneme ilişkin açmış olduğu dava ve/veya icra takiplerinden feragat etmesi. İki: İşçinin kadroya alınması karşılığında geçmişe dönük bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını beyan etmesi…

Şimdi bu düzenleme kime yarıyor? Ya da, hepimizin bildiğini hükümet saklamıyor. Sizin değil patronunuzun yani kendi deyimleri ile alt işverenlerinizin yanındayız. 2 Ocak itibari ile başvurular başladı.

Neyse taşeron şovu sürerken yalpalamalar da geliyor. Hasta kızın ceplerine para sokmaya çalıştıkları gibi nankörlükle de suçlandık.

“Ne kadrosu yahu çalışıyorsunuz işte!..”

‘Beyefendi’ olduk ama ‘elimize dilimize’ dursun!

Ellerimiz kavuşsun birleşsin, dilimizde taleplerimiz yankılansın. Yeni yılda yeni bir dünyayı kuralım. Yıkalım bu köhne düzeni, yok edelim insanın insana kulluğunu!..

Belki İlginizi Çeker

0 yorum