Mart’ın sonundan önce: SON UYARI

Uyarıyoruz: Seçim sonrasında yaşayacağımız saldırı sürecine hazırlanmalıyız. Birleşik bir savunma hattı kurmalıyız. Bu süreç geçiştirilemez, sinerek, ‘tam siper’e yatarak atlatılamaz. Gün devrimcilik günüdür, sınıf devrimciliği günüdür.

  1. Martın sonu bahar değil, hiç kimse hayal görmesin. Martın sonu işçiler ve yoksul halkımız için büyük bir ekonomik kriz, daha fazla yoksullaşma, hatta açlık tehdidinin başlaması anlamına gelecek. Şimdi iktidarın seçim öncesi her imkanı zorlayarak bir çeşit makyaj yaptığı ekonomik çöküntü, seçimlerin ardından cehennemi bir hal alacak. Buna yoğun bir baskının eşlik edeceği açık. Ekonomik krizin sonuçlarına karşı yükselecek her tepkiyi zorbalıkla bastıracaklar. Tüm devlet kurumlarını hiyerarşik olarak kendine bağlamış ve iktidarda kalmak için her şeyi yapabilecek İslami-faşist bir blokla karşı karşıyayız. En ufak bir muhalefet bile tehdit ve saldırıya uğruyor. Ve ne sosyalist solun ne de parlamentodaki muhalefetin bu konuda hiçbir planı yok. Tek plan, ‘sandık’!
  2. Türkiye nüfusunun önemli bir bölümü 31 Mart 2019’da ülke genelinde bir yerel seçim gerçekleşeceğini düşünüyor. Biz bunun tam tersini düşünüyoruz. Gerçekleşecek olan bir seçim değildir; iktidar, iktidar olmanın tüm avantajlarını kullanarak bir çeşit mutlaki monarşi haline dönüşmüştür ve tamamen eşitsiz koşullarda, muhalefeti bir kum torbası gibi kullanarak, tüm medyanın yarattığı yaygara eşliğinde, baskıyla, tehditle kendini yeniden onaylatma müsameresine hazırlanmaktadır.
  3. Rejimin ulaşmış olduğu yeni nitelik, artık karşısındaki büyük burjuva partilerini ve liderlerini bile hapisle hatta idamla tehdit edebilmesine imkan veriyor. Ankara’da kazanması muhtemel görünen muhalefet adayı hakkında düzmece soruşturmalar başlatılırken, hatta seçilse bile belediye yönetiminin kendisine teslim edilmeyebileceği dillendirilirken; muktedirin oğlu İstanbul Beyoğlu’nda mikrofonlar ve kameralar önünde ‘avanta’ kabilinden kaç bina elde edebileceğini ilçenin belediye başkan adayıyla müzakere edebiliyor. Hakkında soruşturma başlatılmasını bir kenara bırakın, iktidar tarafından ele geçirilmiş medyada haber dahi olmuyor. Böyle bir atmosferde seçime gidilmez, böyle bir seçim olmaz!
  4. Ama son sürat seçime gidiyoruz!.. Muhalefetin seçimleri takip edecek ağır yoksullaşma ve baskı dönemine dair hiçbir planı yok, hiçbir direnç geliştirme hazırlığı yapılmıyor. Oysa iktidarın önüne geleni keyfi biçimde, düzmece iddianamelerle hapse attığı, paralı medya borazanlarına ana muhalefet lideri hakkında idam çağrıları yaptırdığı, avukatları bile savunma haklarını ellerinden alarak yıllarca hapis cezasına çarptırdığı bir dönemden geçiyoruz. Solun seçimleri takip edecek dönem için bir mücadele hazırlığı olmaması, birleşik bir savunma hattı kuramaması, dahası bu yönde bir plan önerisinin bile ortaya atılmamış olması gerçek anlamda bir skandaldır.
  5. Öyle görünüyor ki, parlamentodaki burjuva muhalefetinden sosyalist parti ve örgütlere kadar geniş bir yelpaze, mevcut iktidarın kendi kendine sönümlenip gitmesini bekliyor. Ana muhalefet partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi hakkında idam çağrısı yapanlara yanıt olarak, parlamentoya kendisi hakkında idam tasarısı getirilirse yine ilk kendisinin imzalayacağını ilan ediyor! Bir mücadele iradesi, tehditlere karşı koyma yönünde bir kitle seferberliği çağrısı yapamıyor.
  6. Parlamentodaki burjuva muhalefet bir kitle mücadelesine kalkışmaktan korkuyor. Ve tam olarak bu yüzden halkın iktidara tepkisini seçim sandığına hapsetmenin dışında hiçbir yol ve plan önermiyor. Bu durum, tıpkı diğer seçimler öncesinde olduğu gibi, halkta iktidarın seçim yoluyla geriletilebileceği gibi sahte bir umut yaratıyor. Seçim gecesi ise bir “Adam kazandı” lafıyla herkes pembe rüyadan uyanıyor. Hileli seçimlerden, tehdit edilen seçmenlerden, balkon konuşmalarından geriye her seferinde daha da büyüyen bir hayal kırıklığı kalıyor. Sosyalist sol da bu cendereden sıyrılamıyor.
  7. Kendisini sosyalist solda tanımlayan irili ufaklı ekipler 31 Mart Yerel Seçimi’nde partileriyle ya da bağımsız olarak adaylar çıkardılar. Bir güzel belediye projeleri geliştirip imkanları ölçüsünde halka anlatmaya çalıştılar, çalışıyorlar. Ne var ki, bu çabaların tamamı beyhudedir. Ortada gerçek bir seçim ve burjuva demokrasisinin asgari koşulları yoktur. Öte yandan, hiçbir kampanya seçim sonrası vermemiz gereken mücadeleye dair gerçek bir hazırlık planından söz etmemektedir.
  8. Seçimler gündeme geldiği andan itibaren, genel seçimlerden başlayarak, yapılması gereken, tüm bir muhalefetin mevcut gayrimeşru iktidarı kendi seçim müsameresiyle baş başa bırakarak emekçileri ve yoksul halkı kendi geleceğine sahip çıkmak üzere mücadeleye çağırmaktı. Ne var ki, parlamentodaki burjuva muhalefetinden başlayarak belli başlı sosyalist parti ve örgütler bu iradeyi ortaya koymaktan uzaktı. Elbirliğiyle sandığı yeniden bir umut haline getirdiler. Geniş kesimler AKP’yi sandıkta geriletme hayali kurmaya başladı.
  9. Boykot tercihinin emekçiler ve yoksullar arasında hakiki bir karşılığı bulunmadığı/yaratılamadığı mevcut durumda, seçimlerde boykotu savunmak yalancı pehlivanlık yapmaya benziyor. Daha açık anlatmak gerekirse, sırtında gerçek yükler taşımayanlar için boykot ilanı çok kolaydır; emekçi kitlelere boykotu anlatmak ise, boykotu sokak ve fabrikalarda yükseltilecek mücadelelerle birlikte tanımlamaktan geçer; mücadele alternatifini yaratamıyorsanız, boykot ilanınız yalancı pehlivanlığa karşılık düşer. Dolayısıyla, AKP’yi geriletme konusunda sandıktan umudunu kesmemiş geniş yığınlara şunu söylüyoruz: Evet, sandığa gidip oyunuzu verebilirsiniz. İstediğiniz adayı destekleyin, dayanışma gösterin. Ne var ki, aklımızdan çıkarmayalım, bu yerel seçimler ülkenin kaderini değiştiremez. Seçimleri önemsemeyin. Yapılacak hilelerin farkında olun. Çıkabilecek kötü sonuçlar karşısında moralinizi bozmayın. Umutsuzluğa kapılmayın. Ülkemizin, emekçilerin, yoksulların kurtuluşu, fabrikalarda ve sokaklarda verilecek mücadelelere bağlıdır.
  10. Yerel seçimler nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, işçi sınıfı ve yoksul halkımız büyük bir ekonomik saldırıya uğrayacak, buna devletin zorbalığı eklenecek, her itiraz ezilecek. Uyarıyoruz: Seçim sonrasında yaşayacağımız saldırı sürecine hazırlanmalıyız. Birleşik bir savunma hattı kurmalıyız. Bu süreç geçiştirilemez, sinerek, ‘tam siper’e yatarak atlatılamaz. Gün devrimcilik günüdür, sınıf devrimciliği günüdür. İşçi sınıfı mevzilerini geliştirelim. Ekonomik saldırılara ve zorbalığa karşı direnişe hazırlanalım. Bu toplumu çürüttüler, yozlaştırdılar, ahlaksızlaştırdılar. Bu toplumun kurtuluşu için, küllerinden yeniden doğması için yeniden bir devrimci hamleye ihtiyaç var. İşte bu yüzden devrimcilikte ısrar edeceğiz ve geleceği yeniden kuracağız.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum