“VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ!..”

“Her birimiz, eğer gün gelir ve devrim bunu gerektirirse, sizin altında öldüğünüz bayrağın altında gözümüzü kırpmadan öleceğimize and içeriz!”

Ekim Devrimi’nden bir yıl sonra Almanya devrimle çalkalanıyordu. Savaşın getirdiği yıkıma yeter diyen işçi sınıfı ve henüz cephede ölmeyen askeri birliklerin katılımı ile kentlerde Bolşeviklerin tuttuğu yol yayılıyordu. Ama karşıdevrim boş durmadı, Devrim ilerlerken, kendi hamlesini sosyal demokratlar eliyle yapacaktı. Savaş bütçesine verdiği onayla II. Enternasyonal’e ve dünya işçi sınıfına ihanet eden Alman Sosyal Demokrat Partisi bir kez daha işçi sınıfına ihanet edecek, imparatorluğun hükümetinde koalisyonun parçası olarak düzeni kurtarmaya çalışacak, sonra dalga dalga yayılan devrimi engellemeye girişecekti.

Katledilmelerinden bir gün önce Rosa, “Berlin’de düzen hüküm sürüyor!” Sizi budala zaptiyeler! Kum üzerine kurulu sizin düzeniniz. Devrim daha yarın olmadan, zincir şakırtıları içinden yeniden doğacaktır ve sizleri dehşet içinde bırakıp, trampet sesleri arasında şunu bildirecektir:Vardım, varım, var olacağım!”

Alman Devrimi üzerine çok şey söylenebilir. Ama yüz yıl önce 15 Ocak 1919 yılında adları sonsuza dek dünya sosyalist hareketinin bilincinde yer alacak Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg’u kaybettik. Acımasızdılar. Yakalandılar, ağır işkencelerden sonra infaz edildiler.

Yüz yıl geçti hala belleğimizdeler. Tıpkı yüzyıl önce ölümünün ardından Troçki’nin dediği gibi:

‘‘Karl Liebknecht ve Rosa Luksemburg. Sizler artık yaşamıyorsunuz, fakat bizim aramızdasınız. Bizler sizin güçlü varlığınızı hissediyoruz. Sizin açtığınız bayrağın altında savaşmaya devam edeceğiz. Savaş saflarımızı sizin manevi heybetiniz kaplayacak! Yoldaşımız ve silah arkadaşlarımız Karl Liebknecht ve Rosa Luksemburg! Her birimiz, eğer gün gelir ve devrim bunu gerektirirse, sizin altında öldüğünüz bayrağın altında gözümüzü kırpmadan öleceğimize and içeriz!”

Belki İlginizi Çeker

0 yorum